Mobil Teknoloji Vizyonum

Bugünlerde mobil üzerine biraz düşünme şansım oldu. Cihazlar ve platformlar olarak baktığımızda Apple ile rakiplerini biraz karşılaştırmak ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

2 yıldır iPhone 4 kullanıyorum. Açık söyleyeyim ilk bilgisayarımdan bu yana beni bu kadar etkileyen bir teknolojik cihaz olmamıştı. Mobil devrimi bence iPhone ile başladı. Yıllardır ihtiyaç duyulan kullanışlı ve hızlı arayüz, tam bir web deneyimi, eğlenceli oyunlar gibi bir çok özellik ile Apple büyük başarı gösterdi. Bunda Appstore konseptinin etkisi de büyük bence. Müzikle pek aram olmadığı için iTunes’un yaptığı devrime girmiyorum ama Appstore ile uygulamaların tek merkezde toplanıp çok rahat ulaşılabilir olması cihazların popülerliğini artırıyor. Sonuçta uygulama olmadan donanım ne işe yarar?

Blackberry: E-posta için belki de hala en iyi cihaz

İlk önce Blackberry’den bahsedeyim. Citibank’ta yıllarca en son model Blackberry’ler kullandım. 2010’da Blackberry’den iPhone’a geçtiğimde resmen “vay be, neler kaçırıyormuşum!” dedim. Bir Blackberry işlemci hızı, saklama kapasitesi vs gibi donanım alanlarında iPhone’la yarışabilir. Ama ekran çözünürlüğü, dokunmatik ekran algılaması konusunda Apple ürünlerini yeni nesil Samsung cihazları test edene kadar tek geçerim. 2009’da 3G’li Blackberry’im ile bir web sayfasını açmak Edge bağlantılı iPhone 3 ile açmaktan çok daha uzun sürüyordu. Açıldığında da çoğu bölümü okunaklı olmuyordu. RIM’in e-mail push teknolojisi ile yakaladığı başarıyı devam ettirebilmesini isterdim. Belki de kurumsal şirketlerle yapılmış Blackberry cihaz+servis anlaşmaları o kadar tatlı idi ki tamamen bu push e-mail ve kurumsal çözümlere odaklanıp bireysel taraftaki gelişmelere önem vermediler. Blackberry’nin hala iPhone’da dahi olmayan güzel özellikleri var, çoğu e-mail hesap yönetimi ile ilgili. Bence push teknolojinin de çok esprisi kalmadı. Internet bağlantı hızı arttı, kotalar arttı. Kimsenin push ile e-mailinin anında gelmesi ile cihazın 2dk’da bir sunucundan kontrol edip güncellemesi arasındaki fark için diğer özellikleri gözardı edeceğini sanmıyorum.

Samsung: Donanımda geçmiş kadar geleceğin de dev teknoloji şirketi

Android tarafında olay Samsung ve diğer üreticiler. Samsung, TV’de yakaladığı başarıyı diğer alanlara taşıyabilen bir teknoloji firması. Açıkcası firmayı çok başarılı buluyorum. Beyaz eşya alanında hep şöyle birşey vardır: Şu markanın buzdolabı iyi çamaşır makinası kötü, bu markanın küçük ev aleti iyi ama büyük birşeyi alınmaz, şu markanın süpürgeleri daha iyi ama başka birşeyi alınmaz, bunun notebook’u alınır cep telefonu alınmaz… Samsung böyle değil… Buzdolabı yapmaya başladı, başarılı oldu… Elektrik süpürgesi yapıyor, harika (nerden biliyorsun demeyin, Rusya’dayken bekar günlerimde kullandığım canavar bir Samsung elektrik süpürgem vardı). Notebook üretiyor, güzel.. Cep telefonu üretmeye başlıyor dünya devine dönüşüyor.. O yüzden Samsung’u bu şekilde ilerlerse çok daha büyüyeceğini düşünüyorum.

Google’u bekleyen asıl zorluk “Mobil Devrim”

Apple, cihaz ve donanım teknoloji alanında Samsung ile yarışırken, yazılım alanında da Google ile yarışıyor. Mobil cihazların ve mobil teknolojinin gelişmesi (ki bu kaçınılmaz ve gelişme daha da hızlanacak) Google için ne anlama geliyor?

1. Mobil cihazlar kullanıcıları web’den koparma gücünde. Eğer uygulama merkezinden indirdiğimiz uygulamalar kullanıcıyı yeterince tatmin ederse, kullanıcın ne sıklıkla mobil cihazdan bir web browser açmasına gerek var? Hava durumunu ana sayfamızda görüyoruz, oyunlarımızı indirdik, İBB trafik uygulaması ile trafiğe bakıp, Haritalar uygulaması ile yolumuzu buluyoruz, Yemeksepeti uygulaması ile yemek siparişimizi verip, günlük gazetelerimizi kendi uygulamaları üzerinden okuyoruz. Google’unun gelirlerinin en büyük kısmının web bazlı aramalarda çıkan Adwords gelirleri olduğunu düşünürsek, Google Web Search’in azalmasının Google için yaratacağı tehlikeyi anlayabiliriz.

2. Mobil cihazlarda gelir modeli alanları daha dar. Web’de üstte 2 tane, sağ yanda 4-5 tane, altta 1-2 tane ile rahatlıkla 8-10 reklam gösterebilen Google, telefon boyutlarındaki bir mobil cihazdan yapılan aramada max 3-4 adet reklam gösterebiliyor. Kullanıcı ise daha çok aradığına odaklı. Yani CTR (click through rate) daha düşük. Bu da Adwords reklam gelirlerinin web aramaya göre şimdilik mobilde çok daha düşük olduğu anlamına geliyor. Reklam alanı genişliği nedeniyle tabletler Google’un favori cihazları olmalı.

3. Ya mobil cihaz üreticisi arama motoru olarak Google’u kullanmak istemezse? Kaç kişi arama motoru Google değil diye iPhone almaktan vazgeçer?

Bu ve benzeri birçok sebepten Google’un mobil alanda güçlü bir pozisyon olması şarttı ve bu hamleyi Android ile yaptı. Android’in uygulama geliştirme kolaylığı da yayılma hızını artrıyor (Android uygulama geliştirme deneyimimi ayrıca paylaşacağım). Google’un önümüzdeki dönemde Android’e daha da önem vereceğini düşünüyorum. Samsung gibi cihaz üreticileri ile anlaşmaları sağlamsa bunu riske atmamak için Google Phone gibi cihazlarda da çok ısrarsı olmayacağını düşünüyorum. Mobil reklamcılıkta birkaç sene önce daha emekleme aşamasında olan AdMob’u satın almışlardı. 2011 başında AdMob’u bir süre kullanmıştım, arayüz zayıf, esnekliği pek olmayan bir sistemdi. Google’un AdMob’un teknolojisine ihtiyacı yoktu ama mevcut müşterilerini ve potansiyel bir rakibi hemen bünyesine katarak mobil reklam alanlarındaki pozisyon almanın öneminin farkında olduğunu gösterdi.

Android: Google’un mobil devrimden sağlam çıkabilmesi için şart

Türkiye açısından bakarsak, Android telefonların genel bütçeye daha uygun olduğunu görüyoruz. Tablet tarafında da aynı. Devletin her öğrenciye bir tablet projesinde çok büyük ihtimal Android tabanlı cihazlar kullanılacak. Bu da otomatikman en az birkaç milyon yeni Android cihaz demek. Android cihaz sayısının artması henüz platform seçmemiş yazılımcıların Android’e yönlendirecek. Platformun ücretsiz olması da büyük bir etmen. Yazılımların artması ile kullanıcı ihtiyaçları daha yüksek oranda karşılanır hale gelecek. Evde 1-2 Android cihaz olduktan sonra bir sonraki cihaz için Apple’ı seçmek zorlaşacak. Eğer Türkiye’deki cihazların %90’nı Android işletim sistemli olursa oturup da iPhone için yazılım geliştirmek ne kadar mantıklı olacak? Dengeler bir kere değişirse toparlamak kolay olmaz. Bunu arama motoru pazarında görüyoruz. Google’un hakimiyetini Bing alamadı. Yandex alabilecek mi? Bunun hakkında ayrıca yazacağım.

Apple: Steve Jobs olmadan inovasyona devam edebilecek mi?

Apple’a dönersek.. Bence Steve Jobs’un ölümü ile işler biraz zorlaştı. Sonuçta Apple hep bir yenilik, vizyon, inovasyon şirketi oldu. İnovasyon bunu yapabilecek kişiler ile yürür, böyle kişiler yoksa zorlama ile bir yere kadar olur. Apple’ın mevcut yöneticilerini tanımıyorum o yüzden yorum yapamayacağım, umarım yeni nesil ürünleri ile beni şaşırtmaya devam ederler. Ama yeni bir “next big thing” bulamadıkları sürece fiyatlarını düşürmeleri gerektiğini ya da low-budget iPhone tarzı cihazlar üretmeleri gerektiğini düşünüyorum. İlk Apple bilgisayarlar zamanına göre çok iyiydi ama ucuz da değildi. PC’ler geldi ve zamanla hem performans olarak Apple’a yetişti hem de düşük fiyatlıydılar. HP, Compaq, Dell, Acer gibi firmalar ucuz PC pazarı sayesinde büyüdüler. Apple iMac ile döndüğünde konsept harikası yaptı ama bence gene fiyat fazla yüksekti. iMac ile bu şekilde devam edebileceklerini düşünmüyorum. Talep olursa tüplü TV şeklinde beyaz bir bilgisayar yapmak rakiplerince çok zor olmayacaktır 🙂 Sonra iPod, iPhone, iPad devrimi yaptılar. iPhone fiyatını hakeden bir cihaz ama önümüzdeki dönemde aynı kullanıcı deneyimini yarı fiyatlı Android’li Samsung telefon ile elde edebilirsek (ki olacağını düşünüyorum), Steve Jobs’un anısına iPhone almaya devam eder misiniz?

Kapalı kutu devri bitti, paylaşımcıların devri artık

Teknolojiyi kopyalamak gitgide kolaylaşıyor. Artık hiç bir üretici “öyle birşey ürettim ki başka kimse yapamaz” diyemiyor. Patent olayları tabii ki gündemde ama patentler de bir şekilde aşılabiliyor. O yüzden kapalı kutu olmaya uğraşmak başka alanda kullanılabilecek bir enerjiyi bana biraz boşa harcamak gibi geliyor. Apple bunu hep yapıyor. 1988’de lisedeki Basic programlama dersinde kullandığımız Apple bilgisayarlardaki formatlı 5.25″ disketleri evdeki 80286 Intel işlemcili PC’mde okuyamıyordum. Aynı disk işte… ama format farklı.. Hoş o zamanlar Commodore 64, Amiga.. hepsi diskleri farklı formatlıyordu. Ama Apple bu inadını iPhone’a kadar taşıdı. Şarj cihazının bir ucu USB, yani sonuçta USB şarj cihazı. Peki niye iPhone’a taktığımız tarafı mini-USB değil de hiç bir cihaza takılamayan bir şekilde yapılmış, niye mevcut kablolarımızı iPhone’numuzu şarj etmek için kullanamıyoruz? Hem iOS hem de Android, C tabanlı dil ile geliştiriliyor. Android uygulamasını Windows tabanlı PC’m ile 5dk’da yazabilir duruma gelirken neden iOS yazılımı için illa ki bir Mac edinmem ya da virtual machine gibi alangirli yollarla setup için uğraşmam gerekiyor? Devri hızlı büyüyenlerin devri. Bunun için kim kolay, uyumlu, ucuz bir altyapı sunarsa o hızlı büyeyecektir. Android’in çok kısa zamanda bu kadar büyüymesi güzel bir örnek. Apple’ın bu konudaki inadını bırakması gerektiğini düşünüyorum. Bunu Microsoft bile sonunda farketti ve Visual Studio 2012 ile ücretsiz bir versiyon (Express) sunmaya başladı.

Microsoft cebe giremeyebilir ama elde olacaktır

Visual Studio 2012 demişken, Windows 8’in de altını çizmek isterim. Açıkcası Microsoft’a veya Windows 8’e cep telefonu pazarında %5’ten fazla bir pazar görmüyorum. Ama tablet alanında düşüncelerim farklı. Dokunmatik ekranlı Windows 8 tablet PC’ler bir sonraki ev PC’si nesli bence. Cihazlar wireless bir klavye ve mouse ile tam bir PC fonksiyonu gösterebiliyor. Windows 8 işletim sistemi hem benim gibi gelişmiş PC uygulamalarına ihtiyaç duyan kullanıcıları klasik “start” menüsü sunarken, yeni başlayanlar için klasik iPad tarzı arayüz ile tablet deneyimi veriyor. Windows 8’in asıl gücü uygulama mağazasından geliyor. Kaçımızın annesi internetten faydalı bir uygulamayı bulup, indirip kurabilir? Oysa uygulama mağazasında (Windows Store) gezinip birkaç program kurmak ne kadar kolay. İşte Apple’ın yaptığı kullanıcı deneyimi devrimini Microsoft, Windows 8 ile PC’lere taşıdı. Türkiye’deki PC’lerin neredeyse hepsinde Windows işletim sistemi olduğunu düşünürsek birkaç sene içinde bunlar Windows 8’e güncellendiğinde Microsoft mobil oyununda yerini almış olacak. Başlangıç seviyesinde bir kullanıcının belki PC’ye ihtiyacı olmayabilir, evinde bir iPad ile tüm işini görebilir ama bilgisayarda keyif (oyun) ve zaman tüketimine (web surf) ek olarak üretim (sunum hazırlamak, video editlemek vs.) de yapmak isteyen bir kullanıcının hala bir PC’ye ihtiyacı var.

Kısaca

Blogumu aslında aklıma gelen şeyleri kısa kısa yazarım diye açmıştım. Birkaç fotoğraf da ekleyecektim ama yazı o kadar uzun olmuş ki bir de fotoğraflarla uzatmayayım dedim 🙂 Sanırım “mobil” konusu beni oldukça heyecanlandırıyor. Kısa bir özet geçmek isterim.

* Blackberry için pek bir gelecek görmüyorum.

* Apple ya “next big thing” i yapmalı/bulmalı ya da bütçeye uygun cihaz çıkarmalı. Bu fiyatlandırma politikası ile büyüyebilmesi için gene bizi şaşırtacak ürünler çıkartabilmesi gerekiyor.

* Web trafiğinin mobile kayması, dahası mobil uygulamalara kayması Google için büyük risk. Reklamcılık alanında değişik ürün ve stratejiler göreceğimizi düşünüyorum.

* Android ile Google mobil alanda iyi bir pozisyon aldı. Q3’2012 itibari ile %75 pazar payı elde etmiş, bu gidişle %90 yakın gözüküyor.

* Microsoft, Windows 8 ile mevcut desktop PC’lerde ve güncellenen PC’lerin yerine geçen tablet PC pazarında liderliğini koruyacak. Tablet alanındaki kararı uygulamaların zenginliği etkileyeceğinden yazılım geliştiricilere destek vermelerini öneriririm.

* Samsung başarısını bu şekilde sürdürürse teknolojideki liderliğini pekiştirerek farkı açacak.

Paylaş, keyfine var!

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.