Yarının teknolojisini bugün kullanmaya çalışmak

Teknolojiyi yakından takip ederim. Teknolojiyi severim, günlük hayatımıza girmesini faydalı bulurum. Ama teknoloji uygulayacağız, ileri teknolojiyi ilk kullanan biz olacağız derken ortaya çıkan verimsiz durumları da paylaşmadan edemiyorum.

Teknolojinin doğru zamanda kullanılması, kullanıldığında ihtiyaca hitap ediyor olması çok önemlidir. Bir teknolojiyi ilk sizin kullanmanız, bu teknoloji yayıldığında en önde siz olacaksınız anlamına gelmez. O yüzden acele etmenin pek bir faydası olmaz.

palm V1995-96 civarlarında (tam senesini hatırlamıyorum) bir Palm III, sonrasında Palm V almıştım. Elde taşınan bilgisayar. Fikir çok iyi. İhtiyaç var. Ama cep telefonları daha yeni çıkmıştı, elde taşınan bir bilgisayar cep telefonu işlevi de görmezken tek başına teknolojik bir devrim olamadı. Kullanılabilirlik, uygulama eksikliğini de ekleyince Palm’lar ve benzeri ilk çıkan handheld cihazlar kayboldular gittiler. O zamanlar Apple’ın benim bildiğim bir handheld’i yoktu. Ama farketmez… Zamanı geldiğinde iPhone, cepte taşınan mini bir bilgisayar gibi kullanıcı ihtiyacına hitap eden, yüksek çözünürlüklü, tam multimedia destekli, kullanılabilirliği yüksek, güvenli, uygulama zenginliği ile çıktığında rakiplerin bu işi yıllar önce denemiş olmasının hiç bir anlamı kalmadı.

Benzer şekilde 2002 senesinde bir Acer Tablet PC almıştım. Evet, gerçekten tablet bilgisayar idi. Daha doğrusu bir notebook idi ama kalem algılayabilen ekranı dönüp klavyenin üstüne yerleştirilebiliyor ve bir tablet görünümü alıyordu. Fikir iyiydi, ihtiyaç vardı. Ama ihtiyacı olan, daha az teknolojik kullanıcılar için Windows işletim sistemi kullanımı zorlaştırıcı bir deneyim sunuyordu. Bu tabletler de tutmadı. iPad geldiğinde, annelerimizin hatta babaannelerimizin bile kullanabileceği bir deneyimi taşınabilir şekilde sunarak devrimi yaptı.

Şimdi asıl bu yazıyı bana yazdırtan olaya gelelim 🙂 Geçen gün İş Bankası’nın reklamını dinlerken resmen çıldırdım 🙂 Tam reklam metnini bulamadım ama yaklaşık olarak şöyle birşey diyordu: Artık bankamatikte hızlıca para çekebileceksiniz. QR kodu daha bankamatiğe varmadan hazırlayın, vardığınızda bankamatiğe okutun paranızı anında beklemeden çekin…

Niye mi çıldırdım?

QR kod bir türlü yaygılaşamamış bir teknoloji. Ölecek mi, bitecek mi diye konuşuluyor hatta. Belki de yarının teknolojisi, ona birşey diyemem ama bence bugünün değil!

QR code pazarlamadaQR kod kullanımını yaymak için öncelikle ulaşılabilir olması lazım. Sokakta panolarda QR kod oluyor, bazılarımızın kartvizitlerinin arkasında QR kod oluyor. Okutunca bir web linkine gidiyor ya da kartvizit bilgilerini anında dijital olarak alabiliyorsunuz. Ama nasıl okutabiliyorsunuz? Sorun burada. Redlaser tarzı bir barkod okuyucu uygulamanız yoksa telefonunuzda QR kodu nasıl kullanabilirsiniz? Neden telefonlardaki default kamera uygulaması QR kodu otomatik algılayamıyor?

Sırf yeni teknolojiyi para çekmek için ilk biz kullandırtıyoruz diyebilmek için bu kadar masraf yapmaya değer mi? Ajanslar, reklam oyuncuları, teknolojiyi geliştirenler kesin bu işten kazandı. Ya İş Bankası? Daha da önemlisi, ya kullanıcı?

İş Bankası web sitesinde QR kod ile nasıl para çekileceği şu şekilde anlatılıyor:

QR kod ile para çekmek

Neyse ki QR kodu okuyabilen bir telefona ihtiyacınız yok. İş Bankası uygulaması QR kodu oluşturuyor ve bunu bankamatiğe okutuyorsunuz. Benim anladığım bu en azından. Peki neden cep telefonumuz bir şifre oluşturmuyor da bunu bankamatiğe girmiyoruz? 8-10 basamakalı bir şifre girmenin zorluğu QR kod gibi çoğunluğun ne olduğunu bilmediği bir teknolojiyi sunarak giderilebilir mi? Nerede kullanıcı deneyimi?

Yeni yürümeye başlamış bir çocuğa önce 4 tekerlekli bisiklet vermek lazım diye düşünüyorum. Daha teknolojik, yarın zaten kullanacak, ilk veren ben olayım diye motorsiklet vermenin ne anlamı var?

Paylaş, keyfine var!

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.